İşletme Dersleri: Girişimcilik

Bugün işletmedeki dersimizde bir konuk vardı. Seda Kayahan. Kendisi, babasının geri çeviremeyeceği teklifiyle işletmeci olmuş, sonrasında aile şirketine dahil olup adım adım yükselmiş, türlü sorunlarla yoğrulduktan sonra sürekli yenilikler ve ilerici yöntemlerle şirketini uluslararası piyasalara da taşımış ve hala işletmesini geliştirmeye devam eden bir girişimci. Aslında bu tür durumlara, intrapreneur gibi türkçeye şirket içi girişimci gibi çevirebileceğimiz bir kavram daha doğru olacak. Hayat hikayesini dinlemek büyük bir keyifti benim için. Sürekli daha nasıl iyi olabilirim diye düşünmesi, yenilik peşinde koşması ve projelerini anlatırken ki heyecanı çok etkileyiciydi. Şirketin adı, Kayahan, hidrolik silindir üretiyorlar. 92′lerde yurtdışına yapılan ihracatın 27 bin dolarlık kısmını sağlarken, bir sene sonra 900 bin dolarlar seviyesine yükseltmişler. Büyük bir başarı öyküsü, ders çıkarılacak deneyimlerle dolu çok faydalı bir ders oldu. Kitaplara ve tanımlara boğulmadan gerçek hayattan bir şeyler duyma imkanı sağladığı için kendisine çok müteşekkirim..

Neler öğrendim. Türkiye’de şirketlerin ortalama yaşam süresi 12 yılmış. 40 yılını geçen şirketlerin oranı ise sadece %2. Özellikle Türkiye’de çok sayıda aile şirketinde yaşanan bölünme, parçalanma problemlerinin ana sebebi, yengeler, çocuklar ve basit kıskançlıklar. (‘onun cep telefonu benimkinden iyi (!)’, gibi) Ve dijital imza nerede nasıl kullanılacak diye düşünürken, gelecek yıldan itibaren devlette bazı işlerin sadece dijital imza ile yapılacağı, kağıt ve ıslak imzanın tarih olacağını da öğrendim.

Kısacası çok bilgilendirici ve keyifli bir ders oldu..

Bu kategori altındaki diğer yazılar: Hayat

4 Comments on “İşletme Dersleri: Girişimcilik”

  1. Göknur:

    Şimdi bu abla ailesinin yönlendirmesiyle (yani yönlendirebilecek kadar bilinçli ve ekonomik güce sahipler) işletme okuyup mezun olunca işi hazır hopp aile şirketine yönetici olarak giriveriyor ya geçende konuştuğumuz fırsat eşitliği sorunu bu işte. Başarısı takdire şayan ama sözkonusu imkanlarla doğmasaydı şuan nerede olurdu acaba?
    Sahi ihracattaki astronomik başarının şirket çalışanlarının ücretlerini nasıl da astronomik olarak arttırdığından da bahsetti mi?

  2. Serkan Kenar:

    Daha yönlendirme kısmındaki “rüşvet”ten hiç bahsetmemiştim bile. :) Fırsat eşitliği sorun değil, dünyanın doğası bu. Senin de fırsatın olmasaydı ODTÜ’de okuyabilir miydin? Şu anda bulunduğun durumda olabilir miydin? Kimsenin böyle bir seçim şansı yok. Herkes kendisine sunulan imkanlarla bir noktaya gelir. Buradan asıl önemli olan soru şu, o imkanlara, hatta daha fazlasına sahip biri aynı başarıyı gösterebilir miydi? Her insan için bu sorunun yanıtı “evet” değilse, fırsat eşitsizliği ve farklılığı daha materyale inmeden önce, insanın kendisinde var.

  3. melike:

    Emerson zamanında bu konuyla direkt bağlantısı olmasa da yoruma açık, çok beğendiğim bişey söylemiş;
    “Eşit olmayanlara eşit davranmak kadar adaletsiz birşey yoktur”
    Hiçbirimiz eşit değiliz, eşit olsaydık hiçbişeyin anlamı kalmazdı zaten. kimimiz maddi yönden şanssızız, kimimiz manevi.. kimimiz neden daha az güzelim diye sorguluyoruz, kimimiz neden üzerime giyecek bir tek kazağım yok diye, kimimiz arabam neden bmw değil de opel diye :) .. bazılarımızsa hiçbirşeyi sorgulamadan sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz, çoğumuzun bizzat tanıdığı onlarca çocuk gibi.
    Ama bunun bir faydası yok.. Mesele varolanla nereden nereye gelebildiğimiz. Şartlarımızda ne kadar “fark” yaratabildiğimiz.. Birsürü örneğini gördüm.. Onca imkansızlıklar içerisinde birçoğundan daha az ödenekle çiçek gibi bir YİBO yaratmış olan Ahlat’ta; aynı personelle, aynı koşullarla, aynı tesislerle verimliliği 4-5 katına çıkarabilmiş yöneticilerde; yıllardır Afyon sokaklarında birgün bile aksatmadan motorlu aracıyla gazete, çıra vs satan ve herkese kendini tanıtıp sevdirmeyi başarmış olan özürlü amcada, büyük yoksulluklar içerisinde birtek dersane, özel hoca yüzü görmeden burslu okullarda okuyan ve tüm dünyaya kendini tanıtan kardeşlerimizde..
    fırsat eşitsizliğinden önce çaba eşitsizliğini sorgulamak gerekir bence.

  4. Ali:

    Melike gerçekten çok çok iyi savunmuş düşüncesini. Yine de aklıma takılmadı değil; kendilerine verilen şansı kullanamayanlar var diye genelleme yapmak ne kadar doğru olur, bilemiyorum. Yani biz, kaideyi bulmaya çalışırken, istisnaları biraz fazla hesaba katıyoruz sanki. Daha ayrıntılı yazmak istiyorum bu konuyu. Çok ilgimi çekti.

Yorumlayın: